Androloji Laboratuvarı

SEMEN ANALİZİ
 
Semen analizi çocuk sahibi olamayan çiftlerde ilk olarak değerlendirilmesi gereken ve erkek infertilitesi ile ilgili en kesin sonucu veren testtir. Bu testin uzman kişilerce yapılması gerekmektedir. Çünkü tüm tedavinin şekillenmesi ve hastanın doğru tedaviye yönlendirilmesi açısından oldukça önemlidir. Semen analizinin 3-5 günlük cinsel perhiz sonrasında yapılması tercih edilir. Bu sürenin az ya da çok olması sperm parametrelerini değiştirebilir. Sperm üretimi kişinin sigara kullanımı ve çevresel faktörlerden etkilenir. Hasta değerlendirilirken bunlar sorgulanmalı, örnek verme öncesinde hasta bilgilendirilmelidir. Herhangi bir kayganlaştırıcı madde kullanılmaması ve özellikle örneğin ilk kısmından son kısmına kadar kap içine alınması gerektiği belirtilmelidir. Özellikle spermin ilk kısmı spermlerin büyük çoğunluğunu bulundurduğundan bu kısmın kaybı sperm değerlendirilmesinin doğru yapılmamasına neden olacaktır. Normal olmayan örneklerin analizi birer ay ara ile 2-3 kez tekrarlanmalıdır. Aynı laboratuvarda dahi spermiyogramlar arasında farklı zamanlarda ciddi değişiklikler olabilmektedir.
 
Sperm Vitalitesinin(Canlılık) Değerlendirilmesi
 
Merkezimizde bu amaçla iki test yapılmaktadır.
 
Eosin-Y testi; Sperm hareketliliğinin hiç olmadığı ya da çok az olduğu durumlarda uygulanan bir testtir. Bu yöntem sadece tanı amaçlı olup bu spermlerin işlemde kullanılma olasılıkları yoktur.
 
Hipo-osmotik şişme testi (HOST) ; Bu test semende hiç hareketli sperm olmadığı durumlarda kullanılır. Tanı amaçlı yapılan bu testi eosin-y testinden ayıran en önemli farkı burada canlı kabul edilen spermlerin işlemde kullanılabilmesi ve böylece semende hiç hareketli sperm bulunmadığı hallerde de mikroenjeksiyon yapabilmeyi sağlamasıdır.
 
 
 
EJEKÜLAT SPERMİNİN IUI VE ICSI İÇİN HAZIRLANMASI
 
Sperm hazırlama yöntemleri  IUI ve ICSI'de başarıyı artıran en önemli faktörlerden biridir. Böylece seminal plazma içinde yer alan mikroorganizmalar özel besiyerleri ile muamele edilerek uzaklaştırlır. Daha iyi hareket ve morfolojiye sahip spermlerin seçilmesi sağlanır ve en önemlisi sperm yumurtayı dölleyebilecek kapasiteyi kazanır.
 
Merkezimizde uygulanan başlıca sperm hazırlama teknikleri şunlardır.
 
Sperm yıkama : Bu yöntem kültür mediumları ile semenin karıştırlıarak santrifüj edilmesi ilkesine dayanır . Bu yöntemle yüksek sperm konsantrasyonuna ulaşılabilir ancak lökosit ve debrileri arındırma söz konusu olmaz. Bu nedenle diğer yöntemlerle kombine edilerek uygulanabilir.
 
Swim –Up  (Yüzdürme) : Bu yöntem için yeterli sayı ve hareketliliğe sahip sperm örneğinin olması gerekir. Öncelikle sperm yıkanır ve konik tüplerde üzerine medium ilave edilerek 45 derece eğimle inkübasyona bırakılır ve üst kısma yüzen spermler toplanarak işlemde kullanılır.
 
Dansite gradient yöntemi: Bu yöntem mikroenjeksiyon için sperm hazırlamada kullanılır. Özel solusyonlar ile tabakalı bir ortam hazırlanır ve semen üste bırakılır . Böylece en iyi hareket eden ve iyi morfolojiye sahip spermler tabakayı geçerek dibe çöker. İmmatür hücreler ve lökositler bu tabakaları aşamadığı için dipte yalnızca iyi spermler kalır. Yapılan çalışmalar bu tip hücrelerden yoksun ortamda oksidatif stresin azaldığını göstermiştir. 
 
Mini gradient: Sayısı çok düşük ve ağır morfolojik anomaliye sahip spermlerin hazırlanmasında kullanılan bir yöntemdir. 
 
MİKRO TESE
 
Menide hiç sperm bulunmaması anlamına gelen azospermi tüm erkeklerin %1'inde, infertilite (kısırlık) problemi olan erkeklerin ise %10-15'inde görülmektedir.
 
Azoospermi kendi içinde iki alt gruba ayrılır:
 
1)Obstruktif azoospermi: Testislerde sperm üretimi normal olarak gerçekleşmektedir. Ancak spermlerin taşındığı toplayıcı kanallardaki tıkanıklık ya da doğuştan yokluk nedeniyle sperm meniye ulaşamamaktadır
 
2) Non-obstruktif azoospermi: Sperm taşıyıcı kanallar açık olduğu halde, testislerde olgun sperm üretiminin yeterli düzeyde olmamasıdır.
 
Azoospermi durumunda, sperm elde edilmesi için yapılan cerrahi sperm elde etme yöntemleri lokal yada hastanın isteği üzerine genel anestezi altında uygulanabilmekte , işlemden sonra hasta günlük yaşantısına devam edebilmektedir.
 
Cerrahi sperm elde etme yöntemleri;
 
 Mikro tese işleminde testis dokusu mikroskop ile incelenerek, dolgun görülen tübüllerden, çok küçük boyutlarda  örnekler alınır. Böylece Klasik TESE yöntemine göre, hem daha az örnek alınarak dokuya verilen zarar azaltılır hemde tübüller yakından incelendiği için sperm bulma ihtimali artırılır. 
 
Merkezimizde de bu nedenle mikro tese işlemi tercih edilmekte ve uygulanmaktadır. 
 
Obstruktif azospermili hastalarda spermlerin dondurma-çözme işlemine dayanıklılığı daha iyidir ve donmuş spermlerin kullanımıyla elde edilen gebelik oranları da oldukça iyidir. Nonobstruktif azospermili hastalarda ise elde edilen tese işleminden spermlerin yapısal kusurlara sahip olma olasılığı daha yüksektir ve dondurma- çözme işlemi sonrasında arzu edilen kalitede spermin bulunabilme oranı çok daha düşüktür. Bu nedenle bu tür vakalarda başarı açısından fresh tese uygulaması ( tedavi esnasında taze doku alınması) önerilmektedir. Nonobstruktif azoospermili olgularda da obstruktif  olgulardaki gibi mükerrer tese uygulamaları olabilmektedir.  1. tese işleminde sperm bulunamayan nonobstruktif olgularda %15 oranında 2. tese işleminde  sperm bulunabildiği görülmüştür.
 
 
 
SPERM KRİYOPREZERVASYONU (SPERM DONDURMA)
 
Tese materyalindeki sperm hücreleri canlılıklarını uzun süre koruyabilmek amacı ile dondurularak saklanabilir ve istenildiğinde çözülerek yardımcı üreme tekniklerinde kullanılabilir. Bu işlemde özel solusyonlar kullanılarak hücre içinde su dışarı çıkarılır ve buz kristallerinin oluşması engellenir. Dondurulan spermle sıvı azot tankları içerisinde saklanır (-196).  Gerektiği zaman dondurulan bu spermle çözülerek kullanılır. Çözme sonrası sperm hareketliliğinde düşüş beklenir ve bu normaldir. Çünkü her hücrenin dayanıklığı birbirinden farklıdır. Yapılan çalışmalar dondurulmuş çözülmüş hareketli spermlerle yapılan mikroenjeksiyon sonrasında döllenme ve gebelik oranlarının olumsuz etkilenmediğini göstermiştir. Ancak çözme sonrası hareketsiz olan spermlerin kullanılması tercih edilen bir durum değildir. Bu gibi durumlarda hastanın tekrar işleme alınması gerekmektedir. Bu nedenle azoospermik olgularda yumurta toplama günü TESE işlemini yapmak tercih sebebidir.Yumurta toplama günü alınan bu spermler eğer uygun durumdaysa dondurulmalı ve bir sonraki tedavi için saklanmalıdır. Ancak hareketli hücre görülmezse TESE işlemi tekrar edilmelidir.
 
KLINEFELTER SENDROMU
 
Klinefelter sendromu ; 47,XXY en sık olarak gördüğümüz kromozom sayısal bozukluklarıdır.Yapılan araştırmalara göre 500 erkek doğumunda 1 olasılıkla en sık görülen kromozom yapı bozukluğunu oluşturmaktadır. Kliniğimize sperm yapım  bozukluğuna bağlı azoospermia nedeniyle başvuran erkeklerin %10-15’inde Klinefelter sendromu tespit etmekteyiz.
 
Erkeklerde 46,XY komozom yapısı olması gerekirken fazladan bir X kromozomunun bulunmasıdır.Bu X kromozomu anne veya  babadan gelmiş olabilir. Aile kromozom yapı bozukluğu olması gerekmez.Sadece o kişide ortaya çıkmış olabilir.Bu sendromu taşıyan erkeklerde  görülen en önemli fiziksel özellikler uzun boy, kıllanmada azalma testislerin gelişmemiş olması ve göğüslerde büyümedir.Testesteron hormonu genellikle normalin altındadır.Puberte sonrasında uzun süreli olarak testesteron tedavisine alındıklarında  testislerde zaten az olan sperm üretimi tamamen durabilir.Bu nedenle bu kişilerin tüp bebek tedavisine alınmadan önce eğer testesteron kullanıyorlarsa  3 ay önceden kesilmesi gerekir.Son yıllarda testisten elde edilen spermlerin mikroenjeksiyon yöntemi  ile yumurtalara aktarılması  ve oluşan embriyoların uterusa transferi ile bu erkeklerin çocuk sahibi olmaları mümkün olmuştur.Özelikle testisten sperm elde etme amacıyla kullanılan TESE yönteminde ameliyat mikroskobu  ile araştırma yapılması sperm elde etme oranlarını önemli ölçüde arttırmıştır.Bu spermlerin kullanılmasıyla gebelik elde etme oranları %40-45 civarındadır.Eskiden kullanılan multi TESE yönteminde %30 civarında sperm elde etme oranı Mikro TESE yöntemi ile %50-60 civarında seyretmektedir.Bu elde edilen spermlerle  gebe kalma şansı kromozom yapısı normal ve testisten sperm elde edilerek elde edilen gebelik oranları ile aynı düzeydedir.Ve bu gebeliklerde anormal kromozom sayısına bağlı bir anomali riski diğer gebeliklerdekinden fazla değildir.